Ana sayfa » Konum » Manşet » Futbol ve Spor Medyası

Futbol ve Spor Medyası

Her ne kadar insanların siyasi görüşleri ve etnik kökenleri farklılık gösterse de Dünya Kupası maçları başladığında bütün ülkenin tek bir çatı altında toplandığını görebilirsiniz. Futbol büyük bir endüstri. Top ve golden öte bir hakimiyet alanında, medyayı da içine alan bu endüstrinin çok katmanı vardır.

Futbol oyunun ilk nerede başlandığına dair birbirinden ilginç görüşler ortaya atılmış; kimileri tartışmayı çok daha geçmişe götürerek Çin’e, Antik Yunan’a hatta Aztekler’e kadar götürdüğü görülmüştür. Bununla birlikte modern futbol, 19. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’de zenginlerin, aristokratların oynadığı bir tür boş zaman, eğlence anlayışının ürünü olarak yaygınlaştığı bilinir. Kitle iletişim araçlarının toplumsal hayatımızda giderek daha çok yer edindiği yakın geçmişte, küresel ölçekte profesyonelleşme ve ticarileşme süreci yaşayan futbol aynı zamanda organizasyonel (FİFA, UEFA, CAF…) bir yapıya da bürünmüştür. Birçok ülkede ulusal liglerin oluşturulmasıyla birlikte bu denkleme dahil olan seyir(ci) kültürü futbolun toplumsal anlamda örgütlenmesinin önünü açmış; artık Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Manchester United, Liverpool, Barcelona gibi bir çok köklü futbol kulübünün yanında bu takımları destekleyen binlerce taraftar grupları bu oyunun bir parçası olmuştur. Belirli aralıklarda oldukça büyük kalabalıkları kısa sürede bir araya getirebilen bu spor dalının, çok güçlü kitlesel bir araç halini alması uzun sürmemiştir.

Öte yandan içerik anlamında sporu konu edinen ve işleyen, tüm boyutlarıyla okurlarına sunan spor gazeteciliği, başta Amerika kıtası ülkelerinde olmak üzere zamanla sınırları genişleyen bir sektör haline gelmiştir. Geçmişten günümüze, genel anlamda sporun, özelde futbolun gazetelerdeki sunumu; görüntüleme (fotoğraf) ve baskı olanaklarının gelişmesiyle birlikte artmış, buna bağlı olarak hem sporun kurumsallaşması sağlanmış hem de gazete işletmeciliği sosyo-ekonomik açıdan güçlenmiştir. 1950’li yıllardan sonra televizyon üzerinden kitlelere ulaşma olanağı yakalayan futbol, yayıncılık noktasında ekonomik açıdan daha güçlü bir hale gelmiş, dünya çapında yaygınlık kazanmıştır. Ayrıca oyunun kendi içinde yaşattığı heyecan, üzüntü, öfke, gerilim gibi dinamik değerler futbolun her geçen gün daha fazla televizyon ürününe dönüşmesine sebep olmuştur.

Futbola sosyo-kültürel açıdan bakıldığında; bu oyuna evrensellik kazandıran bazı toplumsal değerleri saptamak mümkündür. yazar İsmail Topkaya’nın ifade ettiği gibi çeşitli dil, ırk, din ve coğrafyadan gelen taraftarların, eşit değerde dikkatini çeker niteliğe sahip olan futbolun evrensel olmasındaki temel ölçüt, insanların, yaşama dönük istekleriyle ile örtüşen özellikleri bünyesinde taşıyor olması ile açıklanabilir. yazar Ömer Onur Erdem’ e göre tüm bu sebeplerden ötürü futbol, dünyanın en küresel fenomenlerinden birine, belki de birincisine dönüşmüş; yeryüzünde bugüne kadar hiçbir imparatorluğun ulaşamadığı kadar geniş sınırlara yayılmış, dünya çapındaki hiçbir kültür endüstrisi ürününün erişemediği kadar geniş kitlelere erişmiştir.

Hitler’in Olimpiyatı

Sporun, öz itibariyle sahip olduğu değerleri ve birleştirici gücünü inkar etmek akıl dışı olur. Fakat kimi zaman böylesi bir güce sahip bazı büyük organizasyonların bazı devletlerce nasıl kötüye kullanılıp gövde gösterisine dönüştürüldüğüne spor tarihi ve medyası tanıklık etmiştir. 1. Dünya Savaşının kaybedenlerinden biri olan Almanya’ya ekonomik olarak desteklenme düşüncesiyle verilen 1936 Olimpiyat Oyunları, 1933 yılında iktidara Nasyonal Sosyalistlerin (Naziler) gelmesiyle politik ve medyatik bir şova dönüştürülmüştür. Basın üzerindeki kontrol mekanizması baskın olarak hissedilmiş, yazılı ve sözlü medya ulusal ve uluslararası gelişmelerden ziyade tek bir konu hakkında haber vermekle yükümlü kılınmıştır: Berlin Olimpiyatları ve bunun ulusal davaya katkısı.

Portekiz’i 1968’e kadar yöneten Salazar “futbol olmasa bu ülkeyi bir saat bile idare edemezdim”, İspanyol Diktatör Franco “ben ülkemi yıllarca 3F (fado, fiesta, futbol) ile yönettim”, Madrid’deki Barnebau stadını kastederek “Bana yüz bin kişilik uyku tulumu yapın!” ifadesi iktidarların futboldan nasıl faydalandıklarının işaretleridir.

Futbol artık sadece futbol değildir

Tüm spor branşları içerisinde futbolun bir numaralı spor haline dönüşmesini, kitlesel gücü ve kitlesel uyaranlar üretmesine bağlanır. Bu açıdan bakıldığında yeşil saha üzerindeki sporcuların matematiksel tanımı ve çeşitli sınırlılıklarına karşın seyre açık oluşu, yerel veya ulusal mensubiyet, özdeşleşme duygusunu yaratır.

Bugün milyonlarca insanı ekran başına ve binlerce insanı stadyumlara toplayan, toplumsal bir bilinç etrafında birleştiren futbol, spor olmanın ötesinde halkın izleyip halkın oynadığı, spor yaptığı bir oyun olmaktan çıkmış ve bir endüstri haline gelmiştir. Zamanla bu gerçeklik futbolun mükemmel bir reklam alanına dönüşmesine imkân sağlamıştır. Televizyon yayınları, maç biletleri, sponsorluklar, forma gibi birçok ticari etmen, kulüpler arasında eşitsizliğe de yol açmıştır. Geçtiğimiz yıl Barcelona’dan Paris Saint-Germain kulübüne 222 Milyon Euro karşılığında tranfer olan Brezilyalı JR. Neymar gibi tek bir futbolcunun maliyeti bile binlerce spor kulübünün toplam bütçesin çok üzerinde olması bu gerçekliğin en çarpıcı örneğidir.

Uluslararası danışmanlık şirketi Deliotte, Dünya Futbol Kupası ve Olimpiyat Oyunları düzenleyen ülkelerin, bu organizasyonlar için yaptıkları harcamalarla ilgili yayınladığı raporda organizasyonların tahmini bütçelerinin inanılmaz rakamlara çıktığını görebiliriz. Rusya’nın ev sahipliği yaptığı 2018 Dünya Kupasına 50 milyar dolar gibi uçuk bir meblağ ayırdığı yine 2022 Dünya Kupasına ev sahipliği yapacak Katar’ın ise bu organizasyona tam 200 milyar dolar ayırdığı raporun en dikkat çekici bölümlerini oluşturuyor. Peki, ülkeler bu organizasyonlara neden bu kadar para ayırıyor? Denver Üniversitesi’nde uluslararası çalışmalar profesörü ve Katar uzmanı Shaul Gabby’nin açıklamaları bir kupanın bir ülkeyi batmaktan kurtarabileceğinin kanıtı niteliğindedir. Bölgedeki petrolün 2023 yılında tükenmesinin tahmin edildiği ifade eden Gabby, bu durumun istikrar probleminin yaşanmasına sebep olacağından Katar için yabancı ülkelerden gelecek olan yatırımlara ihtiyaç duyulmasına yol açtığı, nitekim Dünya Kupası gibi kalıcı ve istikrarlı projelerin bu ülkeye yabancı yatırım akışında önemli olduğunu vurguluyor.

Gol ve ötesi

Bugün milyon dolarların transfer döneminde havada uçuştuğu bir futbol endüstrisinden bahsedebiliyorsak bunun büyük oranda medyanın yaygınlaştırdığı güçle mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Tabi bu ikili arasındaki ilişkinin temelinde karşılıklı gelir elde etme güdüsü olduğunu unutmamak gerek. Diğer yandan her gün gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında gördüğümüz bu renkli dünyanın sunum kısmında denkleme dahil olan rating-tiraj gibi ölçütler, futbolun kendi oyununun öznesi olmaktan çıkıp koca bir endüstrinin nesnesi durumuna düşürmüştür ki bu da bu oyunun doğasının anlaşılır bir sonucudur. Canlı yayınlar, maç üzerine tartışma-şov programları, oyunun magazinsel yönü, futbol belgeselleri gibi bir birinden farklı formattaki haber veya televizyon programları bu pazarda hemen hemen her gün yeniden üretilir.

Mekânsal uzaklık sebebiyle maçı stadyumda izleyemeyen başka ülke veya şehirdeki taraftarların televizyon ekranlarından 15-20 kameranın çektiği, aksiyona dayalı görüntüleri takip ediyor olması; duygusal etki-tepkinin arttırılması için oyuncu-teknik ekip-spiker gibi unsurlarla heyecan ve gerilim gibi duyguların yaratılması oyunun kendi içindeki muazzam koreografidir.

Futbol, hem bireysel hem de kolektif bir mücadeleye dayandığından medya tarafından temsil noktasında dramatikleştirilir. Spor medyasının özellikle büyük kitleleri ilgilendiren milli maç ya da uluslararası maçlarda tarihe de gönderme yapar, futbolcuların bireysel oyunlarına bir ulusun geçmişini, bugünü ve geleceği yükleyerek neredeyse bir ulusun umudunu futbolcuların ayaklarının ucuna indirgenir.

Bu yazı Basın Hayatı dergisinin 49. sayısında yayınlanmıştır.